Ali Haydar Mithatın Hatıralarında II Abdülhamid

Bu yazımızda Ali Haydar Mithatın Hatıralarında II Abdülhamid hakkında geçenlere yer verilecektir.

19. yy Osmanlı Devlet adamları arasında Mithat Paşa’nın her zaman için ayrı bir yeri vardır. Devletin doğusundan batısına; Tuna’dan Bağdat’a kadar uzanan farklı coğrafyalarında görevler yapmış ve bulunduğu valiliklerde ciddi manada yenilik ve gelişmeler sağlamıştır.

Valilikleri ile başarı ve kariyer grafiği yükselmiş ve içinde bulunduğu siyasi gelişmeler ile birlikte sadrazam dahi olmuş ancak daha sonra azl ve sürgün ile neticelenen devlet adamlığı bir yana Taif’te bir zindan odasında boğdurulmak sureti ile de terk-i hayat etmiştir. Ölmeden önce yazdığı iki ciltlik hatıraları “Tabsıra-ı İbret” başlığında yayımlanmış ve hem kendi biyografisi hem de devlet tarihi açısından ayrı bir öneme sahiptir.

Sultan Abdülaziz’in ölümü meselesinde Yıldız Mahkemesi’nde yargılanan Mithat Paşa, sabık padişahı katl eden grupta olduğu için suçlu bulunmuştu. Mithat Paşa’nın ölümü de tıpkı Abdülaziz’in ölümü gibi tartışmalara yok açtı. Taif zindanında boğdurulmak sureti ile öldürülen Mithat Paşa’yı, İkinci Abdülhamid’den başkası öldürtemezdi. Zira İkinci Abdülhamid, Mithat Paşa’yı amcası Abdülaziz’in katili olarak görüyor ve onun ortadan kaldırılması için fırsat kolluyordu. İlk adımı Yıldız Mahkemesi‘nde onun suçlu bulunması oldu ve netice olarak sürgün edildi ve Taif’te de öldürüldü.

Ali Haydar Mithatın Hatıralarında II Abdülhamid

Burada yazacağımız yazı ise olaya daha psikolojik yaklaşmakla beraber babasının katili olarak gördüğü İkinci Abdülhamid’i, Mithat Paşa’nın oğlu Ali Haydar Mithat’ın nasıl anlattığı ve dahası ihmal edilen bu hatırayı hatırlatarak konuya farklı bir bakış açısı sunmaktır. Öte yandan Ali Haydar Mithat, babası Mithat Paşa ile ilgili en derli toplu biyografik kitapları yazmış ve bu kitapları özel arşiv belgeleri ile de desteklemiştir. Kendi hatıralarında da İkinci Abdülhamid’e oldukça yer vermiş ve babasının katili olarak gördüğü padişah hakkında ilginç bilgiler vermiştir.

Şöyle ki; Ali Haydar ve Mithat’ın anıları da Abdülhamid’i ilk tanıdığı saraya davet edilmesi ile başlar. Ali Haydar, o sırada 4 yaşındadır. O dönem ne olup bittiğini çok fazla idrak edemez ancak; annesinden defeatle dinlediği bu daveti hatıralarına yazar. İkinci Abdülhamid, Ali Haydar ve annesini saraya davet etmiştir. İkisi birlikte saraya gittiklerinde son derece elit bir şekilde karşılanırlar. Sofalardan geçerken her bir kapı önünde yaşlı kadınlar vardır ve bu kadınlar Ali Haydar Mithat ve annesi geçerken “Şevketli efendimizi tahttan indiren adamın karısı geçiyor” diye söylenirler. Bu durumdan validesi oldukça üzülmüştür. İkinci Abdülhamid’in amacı Mithat Paşa’nın Abdülaziz’i tahttan indirdiğini hatırlatmaktır ve bu sahneyi o tertip etmiştir.

Ali Haydar Mithatın Hatıralarında II Abdülhamid

Ali Haydar, Abdülhamid’i ilk gördüğünde padişah ayakta onları bekliyordur. Sırtında sırmalı bir alay elbisesi vardır. Çocuk, padişahı görünce kaçmak ister ancak validesi elini sımsıkı tuttuğu için kaçamaz. İkinci Abdülhamid, o gün Cuma namazından dönmüştür. Çocuğun bu şekilde kaçmak istemesini görmüş ve onu teskin etmek için kucağına almış ve okşadıktan sonra “İlk rütbeni sana ben vereceğim ve seni de, baban gibi büyük bir adam yapacağım” demiş. Padişah, Ali Haydar Mithat’ın validesi ile de yakından ilgilenmiş, ona da kocası Mithat Paşa’ya da bir çok iltifatlar ettikten sonra “Paşa hazretleri şu sırada, herhalde, Mabeyine gelmiş olacaklardır, kendilerini daha fazla bekletmiyeyim ; Saray kapılan sizlere daima acıktır” demiş ve görüşmeyi neticelendirmiştir.

İkinci Abdülhamid ile Mithat Paşa, sık sık görüşürler ve padişah, Paşaya her defasında iltifatlarda bulunur. Ancak Mithat Paşa, bu iltifatlara kendini kaptırmaz. Yine bir gün padişah Mithat Paşa’ya “Sizi ne kadar sevdiğimi bilmezsiniz; yadigar olmak üzere, size, üzerimden bir şey çıkarıp vermek istiyorum” ve yine Paşa’yı babası yerine koyduğunu en az babası kadar sevdiğini dile getirir. Mithat Paşa, akşam eve geldiğinde maruz kaldığı surumu eşine anlatır ve “Bu adam, acaba deli mi? Bana, üzerinden çıkaracağı bir şeyi vermek istiyormuş; yoksa fanilasını mı verecek, nedir?” der. Birgün İkinci Abdülhamid kol düğmelerini çıkartır ve iltifatlar ederek Mithat Paşa’ya verir. Paşa, akşam eve geldiğinde “meğer üzerinden çıkarıp vermek istediği şeyler bunlarmış; dolaba bir yere koyunuz dursun” der. Mithat Paşa, elmas takmasını sevmeyen birisidir ve bir tek gün dahi olsa o hediye kol düğmelerini takmamıştır.

Ali Haydar Mithatın Hatıralarında II Abdülhamid

Birgün Mithat Paşa, huzurda iken İkinci Abdülhamid, “Paşa, siz beni hiç sevmiyorsunuz, Zira hakikaten beni sevmiş olsaydınız, verdiğim düğmeleri hiç olmazsa birgün olsun takar karşıma gelirdiniz” demiş.
Ali Haydar Mithat, tahsili için Avrupa’ya İngiltere’ye gider. Uzun yıllar burada kalır. Ancak yazı hayatı bir hayli hararetli olur. 1908’de İstanbul’a geldiğinde İkinci Abdülhamid, Ali Haydar Mithat’ı görmek ister. Ancak Ali Haydar, Padişahın görüşme isteğine sıcak bakmaz ve hatırasındaki tabiri ile “ben ise böyle bir davetten kaçınırdım. İkinci Abdülhamid benim gözümde, babamın kaatili olmaktan başka bir şey değildi” der.

Buna rağmen Padişah, araya İngiltere sefirini kor ve Ali Mithat’ı görüşmeye ikna eder. Padişah ile bu seferki görüşmelerinde ilk söze İkinci Abdülhamid başlar ve “Af’edersiniz, sizi beklettim… Sizden evvel, İngiliz Sefrini kabul ettim.. . Bugün sizi beklediğimi kendisine söyleyerek, konje verdim. . Şimdi size sorarım, Ali Haydar bey, niçin bana Avrupadan öyle telgraflar çektiniz” der. Ali Haydar, “Huzuru Şahanenizde bulunmam, maziyi unutmak içindir” der ve Padişah söze devam eder “Allah düşmanların gözünü kör etsin. . Babanın felaketine sebep olanlar hep onlardır. . . Yoksa, ben merhumu kendi babam yerine geçirmiştim… Kanunu Esası bu memleket ve milletin selameti için yapılmıştı… Fakat, hainler çekemediler, beni aldattılar!” der.

II Abdülhamid ve Ali Haydar Mithatın Görüşmesi

İkinci Abdülhamid ile Ali Haydar Mithat, uzun uzun bir görüşme yapar. Abdülhamid iltifatlar ederek babasını över. 4 yaşında iken saraya geldiği vakit verdiği sözü hatırlatır ve devlet görevi vermek ister. Ancak Ali Mithat bunları kabul etmez. Ve saraydan o şekilde ayrılır. Ali Mithat ile İkinci Abdülhamid, son kez 1909’da padişah hal edilmeden önce görüşürler. Buna göre Padişah, Ali Mithat’ı tekrar saraya davet eder ve “Sizi Ayana geçirdim, istifa ettiniz. Madrit Sefiri yapmak istedim, onu, da reddettiniz. 3u sefer, sizi Londra’ya Sefir yapıyorum, ümit ederim bu defakini red’etmezsiniz” dedi.

Padişah bunları konuşurken Ali Haydar Mithat’ın gözü odadaki bir perdeye takılı kalmıştır. O perdeye merak ile bakar ve ne olduğunu düşüne dururken padişah da bir yandan iltifatlarda bulunur. Ali Haydar Mithat, bu perdenin arkasında ne olduğunu padişah İkinci Abdülhamid hal edildikten sonra öğrenir.

Meğer, bu perdenin arkasında, Abdülhamid’in bana gösterdiği teveccühün ne kadar düzme ve yalan olduğunu isbat edecek bir delil varmış !.. O da, Mithat Paşanın tabii boyda yapılmış çirkin bir karikaturü.. Lakin, ne çareki, bu hakikati ancak Abdulhamid’in hal’inden sonra öğrenmek mümkün olabildi.” demektedir.

İkili’nin birbirini son kez görmeleri

Bu ikilinin son görüşmesidir ve bir süre sonra da zaten padişah hal edilir… Nitekim Mithat Paşa’nın oğlu Ali Haydar Mithat, İttihat ve Terakki ile de iyi geçinemez ve kendini yazılara ve babasının hayatını yazmaya vakfeder. Ali Haydar Mithat’ın kısaca burada İkinci Abdülhamid’den bahis ile dikkat çekmeye çalıştığımız hatıraları bir çok açıdan önemlidir. Özellikle belgelere dayalı bir anlatım olması kitabım önemini artırmaktadır. Onun haricinde her hatırada dikkat edilmesi gereken yöntem bu hatıra için de geçerlidir.

 

Üst resim Ali Haydar Mithatın Hatıralarında II Abdülhamid han’dan da bahsedildiği kitabının kapak resmidir.

Exit mobile version